Arkeoloji: Gizem, Tarih, Keşif

Mine Küçük0 km.Bızdıklar” okurlarına yakın bir isim. Onu hem konuğumuz olarak “0 km.Konuklar” bölümümüzde ağırlamıştık, hem de bir dönem “0 km.Kültür” başlığı altında bizlere bızdıklarımızı götürebileceğimiz ilginç etkinlik ve sanatsal mekân önerilerinde bulunmuştu. Ondan bu gidilen yerleri çocuklarımızla nasıl daha verimli gezebileceğimizi öğrenmiştik.

Şimdi yine Mine ile birlikteyiz. Çünkü Burcu ve Berk ile… serisinin sanat danışmanlarından biri o.

Bir Arkeolog ve Müzeolog olarak anlattıkları, önerdikleri her seferinde benim için çok ilginç oluyor, bana mutlaka katkı sağlıyor. Umarım sizin için de öyle olur.

Keyifli okumalar 🙂

blogMinecim, seni 0 km.Bızdıklar okurları ile “Müzecilik ve Bir Uzman” başlıklı yazımızda buluşturmuştuk. Burcu ve Berk ile… okurları ise SANAT isimli kitabımızla daha da yakından tanıyacaklar. Şimdi biraz da seninle bu kitap için yaptığımız çalışmadan feyz alarak kısa soru-cevap şeklinde ilerleyelim diye düşündüm.

Sanata, müzeye, arkeolojiye olan ilgin ilk ne zaman oluştu sence? İlk “A-ha” anını merka ediyorum aslında. 

Her ikisine de ilgim ilkokulda başladı. Ansiklopedilerdeki tarih ve sanatla  ilgili bölümleri her zaman büyük bir zevkle okurdum.  Okuduklarım hayallerim ile zenginleşirdi. Fenerbahçe çayırlarında taş devri insanlarının ateş yaktığını, babamın apartmanın alt katında bir gün benim keşfetmem için gizli bir geçit inşa ettirdiğini düşünürdüm. TV’deki tarihi belgeselleri hiç kaçırmamaya çalışırdım.

Yine ilkokulda yaptığımız müze gezileri o zaman tarif etmeye kelime haznemim yetmediği bir mutluluktu benim için. Belki de merak ettiğin ‘A-ha’ anı benim için Topkapı Sarayı’nı ilk ziyaret ettiğimizde oldu. Sarayın içinde avlunun ortasında bir balık gibi etrafıma bakarken ağlamaya başladım. Niye ağladığımı soran öğretmenime çok heyecanlandığımı söyledim. Şimdi o duygunun tarihin beni kuşatmasından dolayı duyduğum haz olduğunu tanımlayabiliyorum. Hâlâ aynı yerde durup etrafıma baktığımda gözlerim dolar.

Müze/sanat deyince aklına gelen beş kelimeyi bizlerle paylaşır mısın?

Koruma: Müzede eserler korunduğu için

Bilgi: Tüm müzeler bilgi kaynağı

Şaşırmak: Sanat eserinin beni şaşırtması çok önemli

Bakış açısı: Sanatın insanın bakış açısını geliştirdiğini düşünüyorum

Duygu: Sanat eseri oluşturmak için gerekli

Arkeoloji

Peki ya arkeoloji neyi temsil ediyor senin için?

Arkeoloji benim için gizemi, tarihi ve keşfetme zevkini temsil ediyor.


Çocuklara sanat sevgisi sence nasıl aşılanır? Bunun tek bir sistemi var mıdır?

Bence tek bir sistemi yok. Bu biraz olanaklara, biraz da çocuğun ilgisine bağlı. Görmek çok önemli.  Bu sebeple çocuklar yaşları ne olursa olsun müzelere ve sanat ortamlarına götürülmeli, bu alışkanlık oluşturulmalı. Bir diğer önemli bulduğum konu da çocuklara malzeme tanıtılması. Bir malzeme ile çalışmayı çeşitli sebeplerle reddeden çocuk bir başka malzeme ile harikalar yaratabilir.


Sanatsal etkinlikler denilince, iş müzeye gitmeye gelince nedense konunun sadece belirli bir kesime hitap edeceği düşünülüyor. Sence de bu böyle mi?

Aslında konu tamamen ailenin bakış açısı ile ilgili. Bu nedenle her zaman söylerim ebeveyn eğitimi çok önemli. Müzelerin ve sanatsal etkinliklerin önemini kavrayan ebeveyn çocuğunu bu tür aktivitelere götürecektir.  Bir de artık bugün Müzekart ile müzelerin çoğuna ücretsiz ya da indirimli giriliyor, bir çok kurum da ücretsiz sanat etkinlikleri yapıyor.

 

Ülkemizde eskiye merak, sanata olan ilgi sence ne durumda? Çocuklarımız geleceğimiz. Onlar için neler yapılmalı? Sanatla, arkeoloji ile nasıl, ne şekilde, hangi ortamlarda tanışabilirler? Türkiye geneline bunu yaymak istesek neler yapmamız gerekli?

Hala yeteri kadar meraklı ve ilgili değiliz. Arkeoloji ilk okulda ders programına alınmalı, her ilin çocukları o ili rehberi olabilecek kadar iyi bilmeli. Sanatı sevmeleri için ise daha önce de dediğim gibi görmeleri, malzeme tanımaları ve üretmeleri gerekiyor. Çocuklar arasında paylaşım sağlanabilmesi için teknoloji yardımı ile platformlar kurulabilir. Kars’taki bir çocuk karlar altındaki şehrinin resmini İstanbul’daki kardeşiyle, Trabzon’daki çocuk çay tarlalarından esinlenerek yaptığı resmi Burdur’daki bir kardeşi ile paylaşabilir. Böylesine kapsamlı projeleri ülke genelinde sivil toplum örgütleri gerçekleştirebilir.

 

 

 

Yorum Yapın